enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
DOLAR
8,6620
EURO
10,3393
ALTIN
503,77
BIST
1.378
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Adıyaman
Sıcak
39°C
Adıyaman
39°C
Sıcak
Pazartesi Sıcak
39°C
Salı Sıcak
41°C
Çarşamba Sıcak
39°C
Perşembe Sıcak
38°C

DÜŞÜNÜYORUM O HALDE YAŞIYORUM

DÜŞÜNÜYORUM O HALDE YAŞIYORUM
REKLAM ALANI
22.05.2018
0
A+
A-

      Uzun süredir yazamıyorum… Belki de yazmak istemiyorum…  Neden mi…?                          İşte tam da bu yüzden beni okumadan, anlamadan belki de anlamak istemeyişinizden , eleştirilerinizden olabilir mi …? Sonra sorarsınız eee Yazar Hanım;  yazmaz, çizmez oldun! diyeBelki de yazmak ahmaklık olacaktır. Belki de yazacaklarım çok uzun diye okumayanınız olacaktır ama ben yine yazıyor olacağım…

       Aslında hep bundan kaybetmedik mi sustuk, susturulduk belki de arka sıradakiler olmaya biz kendimizi mecbur kıldık.

     Bir beyaz kağıda her şey yazılır da yaşanılabilir mi diye sormayın.  İşte yazılıyorsa, yaşanıyordur…  Arkadaş!!!  Tabi evrenin bir köşesinde psikolojik sınırlara hapsedilmiş nefes aldığımıza şükür ediyorsak ve adına yaşam diyorsak evet evetyaşıyorum… Böyle kimseye değmeden yürüyerek, sessizce yaşıyorum… Yaşıyoruz…  En kötüsü de ne biliyor musunuz? Üçüncü şahıs olaraktan her şeyi görüyor, biliyor sessizce yaşıyoruz… Toprağın çiçekle buluşup gecenin saklaması gibi… Oysaki ne güneşler doğdu Ya-Rabb! Ne sular aktı bu şelalelerden… Ne tohumlar yeşerdi bu topraklarda… Yalnız dağlar mı şahit oldu zifiri karanlıkta o parıldayan yıldızlara…

     Bu yy. da öyle bir hal aldık ki yaşamakta güç ister oldu. İnsanoğlundan daha az zarar almak için çok düşünmek ağır ve akıllı hareket etmek, az insan çok huzur der olduk. Tutumlu olduk, paylaşmayı bıraktık, millet olmayı, toplum olmayı bıraktık oda yetmezmiş gibi aile olmayı da unuttuk… Sadece ben olmak için birbirimizle savaşıyoruz. Biz birbirimize bağlı olmaya değil, saygılı olmaya değil düşman olmaya itildik. Ve buna inandık yer yer dini inancımızı da ellimizden alıp birilerinin ideolojilerince inancımızı da kaybettik. En önemlisi gerçek kimliğimizle yaşamaya korkar çekinir olduk…

     Bu yy. da öyle bir hal aldık ki din, ırk, zengin, fakir diye sınıflara ayrıldık. Çünkü; aldandık ve hala aldanmıyor muyuz…?

    Bu yy. da öyle bir hal aldık ki hala savaşıyoruz. Bir masanın, kalemin, kâğıdın çözebileceğini bizler kan dökerek çözer olduk… O masum bedenlere kirli ellerimizi bulaştırdık.Minik canları aldık, alamadıklarımızı makinalaştırdık. Başkalarının ideolojilerini yaşatmak uğruna bir başkalarının da egolarını tatmin etmek için bu zulmü göz göre göre yaşamaya yaşatmaya mecbur kıldık. Şahsımca; emir almak ve vermekten, şahıslarca, adaletsizce yönetilmekten nefret ettiğim gibi bunu uygulayanlara cehaletin gözbebekleri gibi bakıyorken birçoğunu da yaşamak zorunda bırakıldık.   Hiç güzel bir dünyada yaşamak istediniz mi? O halde; hep beraber küçük bir yolculuğa çıkalım.

Bir dünya düşün masmavi

Bir dünya düşün yemyeşil…

Bir dünya düşün şefkat, maneviyat dolu

Bir dünya düşün laiklik, özgürlük dolu

Bir dünya düşün adalet, hak, hukuk dolu

Bir dünya düşün para denilen; ilet çıkar, menfaat değil alışveriş için

Bir dünya düşün insanlar katıksız ve dürüst

Öyle bir dünya ki herkes eşit, sevgi ve saygıyla bağdaşmış yalansız bir dünya…

Kuşların cilveleştiği, çocukların oynaştığı yalansız bir dünya…

      İşte o zaman dünyamız karanlığından çıkıp pembeleşir.

Şimdi soruyorum size kim böyle bir dünyada yaşamak istemez.                                          Kanaatimce ben kanlı, karanlık bir dünyada yaşamaktan yoruldum. Bu yaşta dilinden yoruldum kelimesini düşürmüyorsun diyenlere… Kendimi kandırmaktan, aldanmaktan, başkalaşmaktan, seyirci olmaktan yoruldum…

Dünya yorgun,

Sen yorgun,

Ben yorgun,

Biz bıkkınken mucize gerek bize …

Bütün mesele “Kendin Ol”abilmekte

       Bu yy. da hangi konuyu yazayım ki dünyaca çöktü çökecek ekonomiyi mi?  Kapıdaki krizi mi?  Durmayan politikayı mı?  Kapıdaki seçimi mi? Değişmekten başı dönen eğitim sistemini mi? Bu sistematikleşmeyen düzenimiz oldukça yazılacak, değerlendirilecek o kadar çok konu var ki İngiliz Büyük Elçisi Jane Marriot un Arap Dünyasında eğitim konulu rapor’ unda da söylediği gibi; “En zeki öğrenciler tıp ve mühendisliğe gidiyorlar. İkinci derece mezunlar ise iş idaresi ve iktisat gibi bölümlere giderek birinci derece mezunların yöneticisi oluyorlar. Üçüncü derece mezunlar ise siyasete yöneliyorlar ve ülkenin siyasetçileri olarak birinci ve ikinci derece mezunlara hükmediyorlar. Fakat eğitimde tamamen başarısız olanlar ise ordu ve emniyete katılarak siyaset ve iktisatta tahakküm ederek, onları mevkilerinden indirip, isterlerse öldürüyorlar. Gerçekten dehşet verici olansa asla hiçbir okula gitmeyenler din adamı oluyorlar ve herkesin kendilerine itaat etmesini sağlıyorlar.” Dolasıyla kaleme alacak ve bazı şeylerin önüne geçebilecek düşünürler lazım bize… ki her şey eğitimden geçiyor.

      Bir konu daha bugün Kudüs’te yaşanılan katliam karşısında seyre dalan dünyayı mı, Şehit olan 63 Filistinli kardeşimizin 2 bin 410 insanın yaralı olmasını mı veya bazı ülkelerin 3 günlük ulusal yas ilan edip durmasını mı, en kötüsü sessizce seyreden ülkelere mi veya  Müslümanlaröldürülüyor diye ekmeklerine bal sürülen ülkeleri mi yazayım.

    Yarınların atası olarak gelecek nesillerimize gökyüzünün maviliğinde, yeryüzünün yeşilliğinde, hayallerin pembeliğinde bir Dünya bırakalım…  Unutmayınız ki; hiç kimse hala gecikmiş değildir. Yapmamız gereken her gün uyumadan önce kendimize şunları sormamız gerekiyor. Bugün kendim için ne yaptım, bugün ailem için ne yaptım, bugün vatanım için ne yaptım olacaktır. Acaba, faydalı bir  birey olabiliyor muyuz? diye kendimizi sorgulamak lazım. Çünkü bir çocuk büyür dünya değişir. El ele, gönül gönle, sırt sırta verme zamanı tamda şimdi! Çünkü bu dünya senin dünyan, benim dünyam, bizim dünyamız nasıl yönelirsek öyle yönetiliriz.

    Tek amacımız; daha huzurlu, sağlıklı, güvenli bir ülkede yaşamak ve yaşatmaktır.

Saygılarımla…

                                             

                                                                                       MELTEM KINAY

     

 

REKLAM ALANI