enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak

Agil Alesger: İlham Aliyev’den çok farklı bir uluslararası hukuk ve güç tanımlaması – Birlik Haber Ajansı

Agil Alesger: İlham Aliyev’den çok farklı bir uluslararası hukuk ve güç tanımlaması – Birlik Haber Ajansı
REKLAM ALANI
13.01.2026
0
A+
A-

AZERBAYCAN – BHA

Azerbaycan “Yeni Çağ” Medya Grubu Direktörü, Azerbaycan Basın Konseyi Yönetim Kurulu Üyesi Agil Alesger, yazısında Aliyev’in sözlerini merkeze alarak mevcut küresel düzeni şu ifadelerle yorumladı:

İlham Aliyev’in yerli televizyonlara verdiği son röportaj, yalnızca Azerbaycan’ın iç ve bölgesel gündemine dair değerlendirmelerden ibaret değil. Bu mülakat aynı zamanda uluslararası sistemin nasıl işlediğine dair sert, gerçekçi ve ideolojik süslemelerden arındırılmış bir teşhis niteliği taşıyor. Cumhurbaşkanı’nın özellikle “uluslararası hukuk” kavramına dair sözleri, 21. yüzyıl jeopolitiğini anlamak açısından temel bir çerçeve sunuyor.

Aliyev meseleyi açık bir dille ortaya koyuyor:

“Bugün dünyada uluslararası hukuk diye bir şey yoktur. Bunu herkes unutsun. Güç vardır, iş birliği vardır, müttefiklik vardır, karşılıklı destek vardır.”

Bu sözler karamsar bir reddiye değil, mevcut küresel düzenin işleyiş mekanizmasının tanımıdır. Cumhurbaşkanı hukuku tamamen inkâr etmiyor; aksine hukukun ancak güç ve siyasi irade ile desteklendiğinde anlamlı olabileceğini vurguluyor. Röportajın genel mantığına göre uluslararası hukuk, bağımsız ve kendiliğinden işleyen bir mekanizma değil, güç dengelerinin bir sonucudur.

Bu yaklaşım günümüz dünyasında yaşanan gelişmelerle birebir örtüşüyor. Ukrayna’dan Orta Doğu’ya, Güney Kafkasya’dan Afrika’ya kadar uzanan çatışmalar, en son Venesuela`da yaşananlar hukuki kararların ve uluslararası belgelerin ancak uygulatılacak siyasi ve askeri güç mevcutsa sonuç verdiğini gösteriyor. Aliyev’in analizi tam olarak bu gerçekliğe dayanıyor.

Bu çerçevede Cumhurbaşkanı şu cümleyi kuruyor:

“Eğer güçlü değilsen, haklı olmanın hiçbir önemi yoktur.”

Bu ifade, Azerbaycan’ın son otuz yıllık tecrübesinden süzülen stratejik bir dersin küresel ölçekte formüle edilmiş halidir. Uzun yıllar boyunca uluslararası hukuk temelinde kabul edilen kararlar uygulanmadı; çünkü onları hayata geçirecek siyasi irade ve gerçek baskı mekanizmaları yoktu. Sonuçta hukuk kâğıt üzerinde kaldı, gerçek siyaseti ise güç belirledi.

Aliyev’in bu tespiti yalnızca geçmişe dönük bir muhasebe değil, geleceğe yönelik net bir uyarıdır. Mesaj açıktır: Günümüz dünyası ideallerle değil, çıkarlar, güç merkezleri ve ittifak ağlarıyla yönetilmektedir.

Bu tabloyu daha da netleştirirken Cumhurbaşkanı şunu söylüyor:

“Bugün bütün ülkeler için güvenlik bir numaralı meseledir.”

Bu cümle, küresel siyasetin öncelik haritasını açıkça ortaya koyuyor. Ekonomi, diplomasi ve insani değerler dahi artık güvenlik şemsiyesi altında anlam kazanıyor. Devletler uluslararası alanda konumlarını hukuki argümanlarla değil, güvenlik üreten güç yapılarıyla sağlamlaştırıyor.

Ancak İlham Aliyev’i klasik realist yaklaşımdan ayıran temel nokta burada ortaya çıkıyor. Cumhurbaşkanı gücü tek başına zor kullanımı olarak değil, iş birliği ve müttefiklik ile dengelenmiş bir mekanizma olarak tanımlıyor. Bu nedenle “güç” kavramı aynı cümlede “iş birliği” ve “müttefiklik” ile birlikte anılıyor.

Mülakatın alt metninde okunan temel mesaj şu: Tek başına güçlü olmak yeterli değildir; doğru ittifaklarla güçlü olmak esastır. Bu vurgu özellikle Türk dünyası açısından stratejik bir anlam taşıyor.


Aliyev: Türkiye ile askeri yardımı da içeren müttefiklik ilişkimiz var

Aliyev: Türkiye ile askeri yardımı da içeren müttefiklik ilişkimiz var

İçeriği Görüntüle

Tam da bu noktada Cumhurbaşkanı’nın Türk Devletleri Teşkilatı’na atfettiği rol öne çıkıyor. Aliyev, teşkilatın artık yalnızca kültürel ve sembolik bir yapı olarak değil, stratejik ve güvenlik temelli bir koordinasyon alanı olarak ele alınması gerektiğini vurguluyor:

“Türk Devletleri Teşkilatı bizim için çok önemli bir platformdur ve bu teşkilatın gelecekteki gelişimi için Azerbaycan elinden geleni yapıyor.”

Bu yaklaşım, teşkilata verilen önemin retorik değil, işlevsel olduğunun göstergesidir. Cumhurbaşkanı, Türk dünyasının güvenliğinin artık dış aktörlere bırakılamayacağını ima ederek askeri iş birliği konusuna özellikle dikkat çekiyor:

“Neden Türk devletleriyle sadece ekonomik alanda iş birliği yapalım? Güvenlik herkes için temel meseledir.”

Bu sözler, Türk Devletleri Teşkilatı’nın gelecekteki yönünü belirleyen stratejik bir çerçeve sunuyor: Güvenlik boyutu olmadan entegrasyon kalıcı olamaz.

Bu stratejik yaklaşımın somut yansımalarından biri de Gabala’da düzenlenen toplantıdır. Cumhurbaşkanı bu görüşmeyi şöyle tanımlıyor:

“Gabala’da yapılan görüşme, Türk devletleri arasında karşılıklı güvenin daha da güçlendiğini gösterdi.”

Analitik açıdan bakıldığında Gabala buluşması, Türk dünyasında sessiz diplomasinin somut bir sonucudur. Kamuoyuna yönelik sert deklarasyonlardan ziyade, ortak güvenlik algısının ve stratejik uyumun inşa edildiği bir zemin oluşturulmuştur. Bakü’nün bu süreci hem organize eden hem de koordine eden aktör olarak öne çıkması, Azerbaycan’ın lokomotif rolünü pekiştiriyor.

Röportajın en dikkat çekici bölümlerinden biri de Zengezur Koridoru meselesinin yalnızca bölgesel değil, küresel güç merkezleri düzeyinde ele alındığının açıkça ifade edilmesidir. Aliyev, ABD Başkanı Donald Trump ile yapılan bir görüşmeye atıfla şunu söylüyor:

“Trump Zengezur koridoruna kendi ismini verdiği için inanıyorum ki, yakında bu yol açılacaktır. Bu yol açılacaq və güvenli olacaktır.”

Bu ifade, Zengezur’un sıradan bir altyapı projesi değil, küresel jeopolitik çıkarların kesişim noktası olduğunu ortaya koyuyor. Azerbaycan bu süreçte edilgen değil, oyun kurucu bir aktör olarak hareket ediyor.

Cumhurbaşkanı’nın Orta Asya hattına verdiği önem de mülakatta net biçimde hissediliyor. Kazakistan ve Özbekistan’la ilişkiler, klasik diplomatik bağların ötesinde ele alınıyor:

“Kazakistan ve Özbekistan’la ilişkilerimiz yükselen bir çizgide gelişiyor ve bu ilişkiler Türk dünyasının geleceği açısından çok önemlidir.”

Bu sözler, Türk dünyasının ağırlık merkezinin giderek Güney Kafkasya–Hazar–Orta Asya ekseni üzerinde şekillendiğini gösteriyor. Azerbaycan bu hatta enerji, ulaşım ve siyasi bağlayıcı rol üstleniyor.

Mülakatın en dikkat çekici bölümlerinden biri ise Filistin meselesine yaklaşımdır. Aliyev bu konuda duygusal reflekslerle değil, devlet sorumluluğu ve tarihsel tecrübe ile konuşuyor. Amerikalı muhataplara aktarılan yaklaşımı şöyle özetliyor:

“Ülkem saldırıya uğramış bir ülkedir. Birinci Karabağ Savaşı’nda büyük kayıplar verdik, İkinci Karabağ Savaşı’nda da şehitlerimiz oldu. Azerbaycan’ın her bir vatandaşı bizim için değerlidir. Kimse adına Azerbaycanlıların hayatını ve sağlığını riske atmayız.”

Bu sözler, Azerbaycan’ın dış politikasında insan hayatının pazarlık konusu yapılamayacağını net biçimde ortaya koyuyor. Cumhurbaşkanı geçmişe dönük samimi bir muhasebe de yapıyor:

“Biz zor durumda kaldığımızda kaderimizle baş başa bırakılmıştık. Kimse bizi savunmuyordu. Filistin’e olan saygıma ve acılarını paylaşmama rağmen, Filistin de bizi savunmuyordu.”

Bu ifade Filistin’e karşı bir mesafe değil, uluslararası ilişkilerde romantizmin değil gerçekliğin esas alınması gerektiğine dair açık bir devlet aklı beyanıdır.

Buna rağmen Azerbaycan’ın Filistin konusundaki tutumu ilkesel ve nettir:

“Azerbaycan hem BM’de, hem Bağlantısızlar Hareketi’nde hem de İslam İşbirliği Teşkilatı’nda her zaman Filistin’i ve Filistin devletinin kurulmasını desteklemiştir.”

Bu destek sözle sınırlı değildir. Bakü’de Filistin Büyükelçiliği, Azerbaycan’ın mali desteğiyle faaliyet göstermektedir.

Bu yaklaşım, Azerbaycan’ın Filistin meselesinde ölçülü, ilkesel ve sorumlu bir çizgide durduğunu gösteriyor.

Sonuç olarak İlham Aliyev’in röportajında dile getirilen tüm başlıklar —uluslararası hukuk eleştirisi, güvenlik vurgusu, Türk Devletleri Teşkilatı, Gabala süreci, Zengezur Koridoru, Orta Asya hattı ve Filistin meselesi— tek bir stratejik aklın parçalarıdır.

Bu akıl şunu söylüyor:

Türk dünyasının gücü duygusal birliktelikte değil, koordine edilmiş güçte yatar.

Güvenlik, ulaştırma ve müttefiklik tek bir stratejik paket olarak ele alınmalıdır.

Azerbaycan bu paketin içinde yalnızca bir katılımcı değil, yön veren bir aktördür.

Bu röportaj, Türk kamuoyuna açık bir mesajdır: Ortak gelecek, ancak ortak stratejik akıl ve ortak irade ile mümkündür.

Agil Alesger,

Azerbaycan Yeni Çağ Medya Grubu Başkanı

REKLAM ALANI
Güncel Konular
Namaz Vakitleri
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
 
İMSAK
GÜNEŞ
ÖĞLE
İKİNDİ
AKŞAM
YATSI
Güncel Konular TÜMÜ
timbir - birlik haber ajansi