enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
DOLAR
17,0165
EURO
17,5191
ALTIN
984,05
BIST
2.395,61
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Adıyaman
Açık
38°C
Adıyaman
38°C
Açık
Çarşamba Parçalı Bulutlu
38°C
Perşembe Az Bulutlu
38°C
Cuma Açık
38°C
Cumartesi Açık
36°C

” 1 5 TEMMUZ DARBESİ, ERDOĞAN KARŞITLARININ BİR HAREKETİDİR.”

12.07.2017
0
A+
A-

Türk milleti ve İslâm ümmeti, aslına rücû ediyor…
Osman Gazi, Fatih ve Yavuz dönemlerinde olduğu gibi, hızlı bir yükseliş trendine geçilmesi, İslâm düşmanlarını rahatsız etmektedir. Mesele de, burada başlamaktadır.
Yeniden ruhen diriliş, yeniden ilimle-fenle-teknoloji ile bütünleşme, bizden olmayanları korkutmaktadır. Dirilişimizi kesmek amacıyla uluslararası şer odakları ve ülkemizdeki işbirlikçileri, milletimiz ve devletimiz aleyhinde yeni tedbirler almaya gayret etmektedir.
15 Temmuz, bir semboldür. En iyi oyun kurucunun Yüce Allah olduğuna ihlasla inanan aziz milletimizin yeniden şahlanış sembolüdür. Ülkemizin büyümesini ve güçlenmesini istemeyen her türlü şer güçlere karşı, milletimizin dimdik ayakta durabileceğinin sembolüdür.
15 Temmuz, sadece Türk milletinin değil; tüm Müslümanların, hatta insanî değerlerle bezenmiş bütün insanlığın yeniden uyanma ve kendine gelme sembolüdür. Bugün tam algılanmasa bile, yakın gelecekte insanlık, bu gerçeği görecek; tarih, bu hakkı teslim edecektir.
***


15 Temmuz darbesi, sadece FETÖ elemanlarının tertip ettiği bir kaos hareketi değildir.
15 TEMMUZ DARBESİ, SAHTE MİLLÎ VE İSLÂMÎ DEĞERLERLE DONANMIŞ, ÖZÜNÜ KAYBETMİŞ YERLİ İŞBİRLİKÇİLERLE, ULUSLARARASI İSLÂM DÜŞMANLARININ BİRLİKTE TEZGÂHLADIĞI BİR SAVAŞTIR. Bu savaşta, esas itibariyle iki taraf bulunmaktadır. Taraflardan birisi, millî ve manevî değerleri ve menfaatleri yaşama, yaşatma gayreti içinde bulunan aziz milletimiz; diğeri ise, milletimizin, ülkemizin, tüm Müslümanların, insanlığın düşmanı uluslararası şer güçler ve onların yerli işbirlikçileri…
Yerli işbirlikçiler arasında dindar ve muhafazakâr gibi görülen Fethullah Gülen cemaatiyle birlikte, millî değerlerden yoksun, sığ ideolojiler adı altında organize olan terör örgütü mensuplarının da (PKK, PYD, DHKP-C, TİKKO, DEAŞ) bulunduğu gözlerden uzak tutulmamalıdır.
Bir başka deyişle, 15 TEMMUZ DARBESİ, SADECE FETÖ’CÜLERİN ORGANİZE ETTİĞİ BİR DARBE OLARAK GÖSTERİLEMEZ, GÖSTERİLMEMELİDİR. FETÖ’cülerin başı çektiği kimi sivil toplum örgütleri, kimi medya kuruluşları ve terör örgütleri mensubu ne kadar ERDOĞAN karşıtı insan var ise, bu darbede yerini almıştır. Bundan ötürü, darbeye katılan, darbeden sonra söylem, tavır ve duruş olarak darbeciler tarafında duran kişi ve grupları ERDOĞAN karşıtı kişi ve gruplar olarak ele almak kaçınılmazdır. İnsanlardan bazılarının yadırgama ihtimali olsa da, “ERDOĞAN KARŞITLIĞI”; toplumsal olayları tarihî seyri içinde objektif analiz eden insanlar için aynı zamanda millet ve devlet karşıtlığıdır. Çünkü, münferit dönemler ve kişiler hariç, nerdeyse son 300 yıldır millî ve manevî menfaatleri bu denli yaşatan bir millet önderi, bu denli milletiyle barışık bir siyasetçi görülmemiştir. Tarih, bu düşüncenin doğruluğunu sonraki zamanlarda daha belirgin olarak yansıtacaktır, kanaatindeyim.
***
15 Temmuz gecesi, millet lideri ERDOĞAN ile MİLLETİN arasındaki inanmışlık ve teslimiyetin doruk noktada olduğu bir gecedir. RAHMANÎ güçlerle, ŞEYTANÎ güçler arasında cereyan eden savaş, 15 Temmuz’da başlamadığı gibi, o günün ertesinde de bitmemiştir ve bitmeyecektir…
Uluslararası medya kuruluşları (BBC, CNN INTERNATIONAL vb.), uluslararası karteller ve istihbarat servisleri ile bunları finanse/organize eden Amerika, İngiltere, Almanya, İsrail gibi devletlerin yönetici ve entelektüellerinin Türkiye aleyhindeki tutumlarını bilmeyen hâlâ var ise, uyanmalıdır. Demokratik yöntemle kurulmuş, legal parti maskesi altında hareket yeteneği kazanıp bölücülük yapan HDP başta olmak üzere, terörist örgütlerden PKK, PYD, YPG, DHKP-C, DEAŞ ve TİKKO da Türkiye düşmanı kafilede yer almaktadır.
CHP ise, bütün bu örgütleri destekler açıklamalardan geri durmayarak; hatta, terörist cenazelerine sahip çıkarak, yürüyüş ve mitinglerde teröristlerle el ele, kol kola bulunmaktan kaçınmayarak şer güçler kafilesinde yer alan bir pozisyon ortaya koymaktadır. İnsanî değerlerle bezenmiş, vatanperver sosyal demokratların, sahnelenen bu oyundan çok mutlu oldukları söylenemez. Muhtemeldir ki, ilk seçimlerde, küresel İslam düşmanları ve vatan hainleri ile işbirliği yapan kimi CHP yöneticileri, kendi seçmeninden gereken cevabı alacaktır.
MHP kanadına gelince, Devlet BAHÇELİ, adına yakışır bir biçimde devlet adamlığını göstermiş ve milletimizin menfaatleri doğrultusunda konumunu muhafaza etmiştir. Özellikle, darbeden sonraki millî duruşu ile MHP’nin ve BAHÇELİ’nin tarihin altın sayfalarında yer almaya hak kazandığı kolaylıkla söylenebilir.
Son 50 yıllık geçmişimizde ülkücülerin, milletin istikbalindeki önemli yerini unutmak mümkün değildir. Teröristlerle mücadelede, gerek silâhlı kuvvetlerimiz gerekse emniyet mensuplarımız arasında kendini “Ülkücü” olarak nitelendiren insanların varlığı ve çokluğu gözlerden uzak tutulamaz. Ülke menfaatleri söz konusu olduğunda, ülkücülerin; milletin ve devletin bekasında takdire şayan bir konuma sahip olduğunu unutmak, millî menfaatlerimiz açısından imkânsızdır.
Bu doğrultuda, gönül istiyor ki, AK PARTİ ve MHP başta olmak üzere bütün sağ partililer, hatta vatanperver sosyal demokratlar; aynı hedeflere ulaşmak için bütünleşsin; millet ve din düşmanlarına karşı birlikte mücadele versin. Kanaatimce, bu durum, gelecek zamanda kaçınılmaz bir sonuç olarak görülecektir. “Mevzubahis vatan ise, gerisi teferruattır.” ilkesi doğrultusunda, AK PARTİ’liler ve MHP’liler başta olmak üzere vatanperver bütün siyasîler, millet ve devlet düşmanları karşısında milletimizi bir arada tutmaya ve birlikte harekete teşvik etmeye mecburdur. Bu konuda, ERDOĞAN’a destek verecek önemli siyasetçinin de BAHÇELİ olacağı kanaatindeyim.
***
15 Temmuz darbesinin başında bulunan FETÖ temsilcilerinin, imamlarının yargı süreci devam etmektedir. Yargı sürecinin hızlandırılmasını ve darbecilerin cezalarının önümüzdeki aylarda hukukî karara bağlanmasını bekliyorum. Darbeciler, beyefendi gibi görülen kıyafetleriyle mahkeme salonlarına gelseler, darbeci olmadıkları doğrultusunda ifadeler verseler ve yargının pençesinden kurtulma gayretleri içinde bulunsalar da, her birinin “darbeci hain” gerçeğinden kurtulamayacağı inancını taşımaktayım. Zorlu ve soluklu geçecek bu süreçte, milletimizin daha sabırlı ve daha ferasetli olacağına da yürekten inanıyorum.
Bilinmelidir ki, ülkemizin başına belâ olan terör örgütlerinin içinde en güçlüsü, FETÖ terör örgütüdür. Çünkü, hiçbir örgütte bulunmayan yüksek düzeyde entelektüel kadroya ve parasal güce sahiptir. HİÇBİR TERÖR ÖRGÜTÜNDE BULUNMAYAN YAZAR, SANATÇI, ÜST DÜZEY BÜROKRAT KADROYA SAHİP BİR ÖRGÜTLE MÜCADELE ETMENİN ZOR OLDUĞU UNUTULMAMALIDIR. Hâlâ bakanlıklar ve belediyeler başta olmak üzere üst düzey bürokraside, emniyette, yargıda, üniversitelerde kendini iyi kamufle etmiş FETÖCÜ insanların bulunduğunu gözlemliyor; en azından seziyorum. Hâlâ, pek çok şehir ve kurum imamının kimliğine ulaşılmadığı kanaatindeyim. Dolayısıyla; bürokrasinin, siyasetin, medyanın kavşak noktalarındaki FETÖCÜLERİN ayıklanması için zamana ihtiyaç vardır.
Aziz milletimizin üstün feraseti, cesareti ve sabrıyla ERDOĞAN’ın liderliğinde, bütün FETÖ’cülerden kurtulacağımız zamanın yakındır. Bununla birlikte, başta FETÖ olmak üzere, PKK, PYD, YPG, DEAŞ, DHKP-C, TİKKO gibi bütün terör örgütlerine her türlü desteği veren devletler ve uluslararası kuruluşlarla taviz verilmeden mücadeleye devam edildiğini görmekten son derece mutluyum. Özellikle, Amerika, Almanya ve İsrail başta olmak üzere Ortadoğu coğrafyasında aleyhimizde oynanan oyunların geçmiş dönemlere nazaran daha çok farkına varıldığını ve önlemlerin artırıldığını gözlemem konuyla ilgili endişelerimi yok etmektedir. Coğrafyanın kaynayan bir kazan olduğunu artık pek çok kişi görmektedir. Bu nedenle, birazcık millî şuuru olan herkes tarafını belli etmektedir, etmelidir.
Batı dünyasının kuklası konumundaki Mısır, Suudî Arabistan, Bahreyn gibi ülkeler, “Katar” konusunda şapa oturduğunu henüz fark etmese bile, bu sürecin neticesi, onların zararına olacaktır. Türkiye dışındaki Müslümanlar, tam kıvamında olmasa bile, artık uyanmıştır. Yakın gelecekte, İslâm düşmanları karşısında Müslümanların ortak bir duruş belirleyeceği, kenetleneceği konusunda zerre kadar şüphem yoktur.
Günümüz İslâm coğrafyasının lideri ERDOĞAN’dır. Bu durumu, biz nasıl biliyorsak, İslâm coğrafyasında ekonomik, siyasal, mitolojik emelleri bulunan Batılı ülkelerin yöneticileri ve senaristleri de bilmektedir. İşte bu nedenle, Türkiye’nin ve tüm Müslümanların lideri görülen ERDOĞAN’a suikastlar yapılmış, zehirleme girişimlerinde bulunulmuştur. Yeni suikastlarla karşılaşmak, yeni “Gezi olaylarına” muhatap olmak da ihtimal dahilindedir. KILIÇDAROĞLU’nun “Adalet” adı altında yaptığı Ankara-İstanbul yürüyüşü de bu tip olaylardan biri olarak değerlendirmeye açıktır. Millet bilmektedir ki, adaletin arandığı iki yer vardır: Biri TBMM, diğeri ise bağımsız yargı…
***
15 Temmuz darbesi, ERDOĞAN’a yönelik bir darbedir. ERDOĞAN ölürse, millet lidersiz kalacak ve önceki dönemlerde olduğu gibi, Türkiye, MUSEVÎ-HIRİSTİYAN İTTİFAKI’nın menfaatleri doğrultusunda yönetilecektir. Âlim ve ârif Allah dostlarının duası, milletin üstün feraset ve cesareti sayesinde şeytan ve taraftarlarının oyunları yüzlerine çarpılmıştır. ERDOĞAN’a yapılan her türlü kumpas, desise ve suikastlar sonuçsuz kalmıştır. İNANIYORUM Kİ, BUNDAN SONRAKİ ZAMANLARDA DA, ÜMMET-İ İSLÂM’IN VE AZİZ MİLLETİMİZİN ALEYHİNDEKİ HER TÜRLÜ OYUN, MİLLETİN KENETLENMESİ VE AKILLI DURUŞU İLE BOZULACAKTIR.
Yeter ki, saflarımızı biraz daha sıklaştıralım; yeter ki, savunma sanayi, iletişim, eğitim, ulaşım, nükleer enerji, sağlık, tarım başta olmak üzere her türlü bilimsel gelişmede biraz daha gayret gösterelim; yeter ki, yüreklerimizden duayı ve zikri eksiltmeyelim.
Yüce Allah, zikirden (duadan ve gayretten) uzaklaştırmasın; ihlasla sabrımızı ve cesaretimizi artırsın; her vakit şükredenler listesine dahil etsin. Çünkü, “insan olma şuuru içinde yaşamanın” ve güçlü birlikteliğin; ZİKİR, SABIR ve ŞÜKÜR kavramlarının içerdiği anlamda gizli olduğuna inanıyorum.
Yüce Allah, hepimizin yâr ve yardımcısı olsun; milletimizi ve devletimizi daim kılsın; bizlere rıza-yı şerife uygun bir hayat nasip etsin.
***
15 Temmuz darbesinin birinci yıldönümünde, 249 şehidimiz başta olmak mukaddes değerlerimiz uğrunda aziz vatan topraklarına kanlarını döken bütün vatan şehitlerimizi rahmetle ve minnetle yâd ediyor; kahraman gâzilerimize de yüce milletim adına şükranlarımı arz ediyorum.
Prof. Dr. Ahmet KIYMAZ
ahmetkiymaz@gmail.com

1

REKLAM ALANI